Totolojiler, hiçbir açıklama getirmemelerinin yanında, yanlışlanabilir olmamaları ve test edilememeleri nedeniyle de bilimsel kabul edilmezler.

Totoloji, bir bilgi verme görüntüsünde olan ancak gerçekte içeriğinde hiçbir açıklama olmayan ifadelerdir. Totolojiye verilebilecek basit bir örnek: 'Bütün şapkalar şapkadır'. Bu doğru bir cümledir ancak bir bilgi içermez. |
Doğal seleksiyon da evrimciler tarafından totoloji olarak formüle edilmektedir. Doğal seleksiyon, en uygun olanın hayatta kalmasıdır ve totoloji 'en uygun' ifadesinde ortaya çıkmaktadır. Çünkü 'en uygun olanlar', hayatta kalan olarak tanımlanmaktadır. 'Kim en uygun?' diye sorduğumuzda, aldığımız cevap 'hayatta kalanlar' olmaktadır. 'Kim hayatta kalır?' sorusuna aldığımız cevap ise, 'en uygun olanlar'dır. Bu durumda Doğal seleksiyon, 'hayatta kalanların hayatta kalışıdır.' Bu kısır döngü içinde bir mantıktır.
Bazı evrimciler, doğal seleksiyonun totolojiden ibaret olmadığını, bunun kendilerine Yaratılışı savunanlar tarafından yöneltilen bir itham olduğunu öne sürerler. Oysa, önde gelen evrimciler de, doğal seleksiyonun önermesinin bir totoloji olduğunu kabul etmektedirler. Bu nedenle, önde gelen bazı evrimcilerin, doğal seleksiyon tezinin bir totolojiden ibaret olduğu yönündeki açıklamalarına yer vermeyi gerekli görüyoruz.
Örneğin İngiliz genetikçi J.B.S. Haldane, doğal seleksiyonun bir totoloji olduğunu 'en uygun olan hayatta kalır ifadesi bir totolojidir.'8 diyerek kabul etmiştir.
Kanada McGill Üniversitesinden, ekoloji profesörü R. H. Peters, evrim teorilerinin totolojiden ibaret olduğunu ve bilimsel teoriler olarak kabul edilemeyeceklerini belirtmektedir:
Ekoloji söz konusu olduğunda "evrim teorisinin" varsayımlarda bulunmayacağını, bunun yerine yalnızca deneyciliği (teoriler) sınıflandırmak ve bu tip bir sınıflandırmanın gerekli kılacağı ilişkileri göstermek için kullanılabilecek bir mantık formülü olduğunu iddia ediyorum. Bu teoriler aslında totolojiden ibarettir ve böylelikle deneycilik açısından test edilebilir varsayımlar yapamamaktadır. Kesinlikle bilimsel teoriler değildirler.9
Johns Hopkins Universitesi'nden Prof. Steven Stanley de, Macroevolution: Pattern and Process adlı kitabında doğal seleksiyon için şöyle demektedir:
Doğal seleksiyonu doğru bir teoriden çok bir totoloji olarak görenlere katılma eğilimindeyim.10

Karl Popper (1902-1994) |
Çağımızın en büyük bilim felsefecilerinden biri olarak kabul edilen Karl Popper ise, Fisher, Haldane, Simpson gibi evrimcilerden de örnekler vererek şöyle demektedir:
En büyük çağdaş Darwinistlerden bazıları teoriyi öyle formüle ediyorlarki, 'en çok soy bırakan organizmalar en çok yavru bırakır' totolojisi ortaya çıkıyor.11
Bir bakteri hücresinin nasıl olup da bir balığa, bir balığın nasıl olup da bir kuşa, bir sürüngenin nasıl olup da bir insana dönüşebildiğini öğrenmek isteyen bir insana, 'en çok yavru bırakan organizmaların en çok yavru bırakanlar olduğunu' söyleyerek o insanın sorusunun cevaplanmayacağı açıktır. Doğal seleksiyon türlerin evrimini açıklayamamaktadır. Evrimciler ise bunun farkında olmalarına rağmen, mantık yürütmeler ve kelime oyunları ile, doğal seleksiyon ile evrimi kulağa mantıklı gelen bir hipotez olarak göstermeye çalışmaktadırlar.

Darwin, doğal seleksiyon ile evrim tezini öne süren kişi olmasına rağmen, 'Doğal seleksiyon teorisinin, kendim göremememe rağmen pek çok hata içerdiğini ileride anlayacağım.' demiştir. |
Gould gibi bazı evrimciler ise, doğal seleksiyonun savunuculuğunu yapmak konusunda kararsızdırlar. Gould, 'Darwinist etiketi büyük bir gururla taşımama rağmen, doğal seleksiyonun en ateşli savunucuları arasında değilim.'12 diyerek bu isteksizliğini itiraf etmiştir.
Darwin ise, doğal seleksiyon ile evrim tezini öne süren kişi olmasına rağmen, 'Doğal seleksiyon teorisinin, kendim göremememe rağmen pek çok hata içerdiğini ileride anlayacağım.' diyerek oldukça 'ileri görüşlü' bir tespitte bulunmuştur.13
Evrimci bilim adamlarının ise, kısır döngü mantıkları içeriğini düşünmeden tekrarlayıp durmaları ve doğal seleksiyonu evrimleştirici bir güç olarak görebilmeleri oldukça şaşırtıcı ve düşündürücüdür. Pek çok insan, evrim teorisine, gerçekte neye inandığını bilmeden inanmaktadır. Bilim felsefecisi Arthur Koestler bu gerçeği şöyle ifade etmiştir:
Bu arada, eğitimli insanlar -rastgele mutasyonların konuyla ilgisiz olduğunun ve doğal seleksiyonun bir totoloji olduğunun ortaya çıktığı gerçeğinden büyük ölçüde habersiz olarak- Darwin'in rastgele mutasyonlar ve doğal seleksiyon büyülü formülüyle tüm gerekli cevapları sağladığına inanmaya devam etmektedir.14
Evrimcilerin Doğal Seleksiyonu Bilinçli Bir Mekanizma Sanma Yanılgıları
Bilim ve Yaratılışçılık kitapçığında, 'doğal seleksiyonun işlediği genetik çeşitliliğin rastgeleliğe dayandığı, ancak doğal seleksiyonun en uygun olanı seçerek rastgele davranmadığı' öne sürülmektedir. (Bilim ve Yaratılışçılık, s.10) Kitapçığı hazırlayan evrimciler burada da yanıltıcı ifadeler kullanmaktadırlar. Bu açıklama ile vermek istedikleri imaj, her ne kadar doğal seleksiyonun seçtiği mutasyonlar rastlantısal olsa da, doğal seleksiyon bu rastlantısal değişikliklerden uyumlu olanları seçtiği için, rastlantısal olaylar bu noktada son bulduğu, devreye 'bilinçli, amaca yönelik' bir mekanizmanın girdiğidir.
Oysa, konuya biraz daha geniş açıdan bakan biri buradaki aldatmacayı görecektir: Doğal seleksiyon sadece avantajlı bireyleri tercih ettiği için rastlantısal olmayabilir; ama bu durum doğal seleksiyonun evrimcilerin göstermeye çalıştığı gibi bilinçli ve amaca yönelik bir mekanizma olduğu anlamına gelmez.

Bilinçsiz ve kör bir mekanizmanın, yeryüzündeki sayısız çeşitliliği yaratmış olması imkansızdır. |
Doğal seleksiyon bilinçli, ileriye dönük planlar yapabilen, olabilecekleri önceden görebilen bir mekanizma değildir. Bu da en açık olarak, indirgenemez kompleks organlar incelendiğinde ortaya çıkar: Bu yapılar, ancak eksiksiz olduklarında organizmaya bir fayda sağlarlar. Örneğin evrimcilerin hayal ettikleri sudan karaya geçiş aşamasında, birkaç parçası oluşmuş bir ciğere sahip olan bir balıktaki bu değişiklikleri doğal seleksiyon seçmeyecektir. Çünkü tam bir akciğer özelliği göstermeyen bir yapı, o canlıya bir fayda sağlamaz. Doğal seleksiyon da bu balığın yakında karaya çıkacağını ve bir ciğere ihtiyacı olacağını, ciğerin ise bu tür ara aşamalardan geçip bazı özelliklerinin birikmesini beklemesi gerektiğini hesaplayamayacağına göre, bu değişiklikleri seçmeyecek ve o canlıyı eleyecektir.
Dünyaca ünlü biyoloji tarihçisi William Coleman'ın işaret ettiği gibi:
Her bir parçasının diğer parçaların tümüyle yakın ilişki içerisinde olduğu, işlevsel anlamda tamamen bütünleşmiş bir organizma, derhal neslinin tükenmesi tehlikesi altında olduğundan, türün ilk anatomik kurallarıyla oluşturulan normlardan belirgin bir şekilde uzaklaşamaz.

Richard Dawkins ve The Blind Watchmaker adlı kitabı. |
Kalp atışında keskin bir artış ya da böbreğin yarısının küçülmesi ve böylelikle böbreklere ilişkin salgının azalması gibi temel bir değişiklik, başlı başına hayvanın genel beden yapısında düzensizliğe neden olacaktır. Bu kadar önemli bir değişiklikten sonra bir hayvanın yaşamını sürdürebilmesi için, vücudun diğer organlarının da orantılı olarak değişmesi önem kazanacaktır. Diğer bir deyişle bir organizma ya blok halinde bütün olarak değişmeli, ya da hiç değişmemelidir. Yalnızca sıçramalı değişiklikler oluşabilirdi ve ancak bu görüş, tıpkı modern zoologların tümü için olduğu gibi, Cuvier için de saçmaydı. Değişikliklerin birikimiyle dönüşüm, büyük ya da küçük olsun, bu nedenle imkansızdır.15
Doğal seleksiyonun bilinçsiz ve kör bir süreç olduğunu evrimciler de kabul etmektedirler. Örneğin evrim teorisinin en gayretli savunucularından biri olan Richard Dawkins, The Blind Watchmaker adlı kitabında, doğal seleksiyonu şöyle tanımlamaktadır:
Darwin'in ortaya çıkarttığı kör, bilinçsiz, otomatik süreç olan ve şimdi bizlerin yaşamın amaçlarla dolu görünen tüm formlarının varlığının açıklaması olduğunu bildiğimiz doğal seleksiyonun aklında hiçbir amaç yoktur. Onun aklı ve aklının gözü yoktur. Gelecek için plan yapmaz. Hiçbir vizyonu, öngörüsü, ya da herhangi bir şekilde görüşü yoktur. Eğer doğadaki saatçinin rolünü oynadığı söylenebilirse, bu kör bir saatçidir.16
Bilinçsiz ve kör bir mekanizmanın, canlılardaki kompleks bilgi ve tasarımı yaratmış olması ise imkansızdır. Doğal seleksiyonu, tüm canlıların yaratıcısı bir ilah gibi görmek isteyen evrimciler, putlara, totemlere tapan, yıldırım, gök gürültüsü gibi doğa olaylarını ilah edinen putperestlerden farklı değildirler; onlar yalnızca paganların 21. yüzyıl versiyonunu oluşturmaktadırlar.
1- Genelde düşünülmeden tekrarlanan bir fikir veya ifade, deyim.
2- Stephen Jay Gould, "The Return of Hopeful Monsters", Natural History, cilt 86, Temmuz-Ağustos 1977, s. 28
3- S.J. Gould, Scientific American, Ekim 1994, s. 85
4- Science, 1982, no: 217, s. 1239-1240
5- Noble, et al., Parasitology, sixth edition, "Evolution of Parasitism", Lea and Febiger, 1989, s. 516
6- Stephen Jay Gould, Ever since Darwin, W. W. Norton, 1997, NewYork, s. 40-41
7- Pierre Paul Grassé, Evolution of Living Organisms, 1977, s. 124-125
8- J.B.S. Haldane, "Darwinism Under Revision", in Rationalist Annual (1935), s. 24
9- R.H. Peters, "Tautology in Evolution and Ecology", American Naturalist (1976), Vol. 110, No. 1, s. 1
10- Steven Stanley, Macroevolution: Pattern and Process (1979), John Hopkins University, s. 193
11- K.R. Popper, A Pocket Popper, ed. David Miller, Fontana, London, 1983; s. 242
12- Stephen J. Gould, Ever Since Darwin, W. W. Norton, NewYork, 1977, s. 39
13- Francis Darwin, The Life and Letters of Charles Darwin, Cilt.II, New York:D. Appleton and Company, 1888, s.10
14- Arthur Koestler, Janus: A summing Up, Vintage Books; 1978, s. 185.
15- W. Coleman, Georges Cuvier:Zoologist, Harvard University Press, Cambridge, Mass, s. 172-173
16- Richard Dawkins: The Blind Watchmaker. Harmondsworth, Penguin, 1988, s. 5
|