Bilinçli tasarımı savunan Behe, Johnson, Dembski gibi öncüler, ABD'nin saygın üniversitelerinde bilimsel konferanslarda söz alıyor, Darwinist bilim adamlarıyla tartışmalara katılıyor ve teorinin her geçen gün daha fazla yayılması için çalışıyorlar. 8 Nisan 2001 tarihinde New York Times gazetesi, "bilinçli tasarım" teorisini ele alan "Evolutionists Battle New Theory on Creation" (Evrimciler Yeni Bir Yaratılış Teorisiyle Çatışıyor) başlıklı bir haber yayınladı. (Teori Türk medyasında da yankı buldu, bkz. Ertuğrul Özkök, "Her Yol Allah'a mı Çıkıyor", Hürriyet, 16 Nisan 2001) New York Times'a göre bilinçli dizayn Darwinizm'e karşı güçlü bir akım, çünkü somut bilimsel temellere ve entelektüel yorumlara dayanıyor. Yazıda, Oakland Ulusal Bilimsel Eğitim Merkezi (National Center for Science Education in Oakland) yöneticisi Dr. Eugenie Scott'un şu sözlerine yer veriliyor: "Bilinçli tasarıma inananların en dikkat çeken yönü evrim karşıtı olmayı entelektüel anlamda saygıdeğer yapma potansiyelleri".
Söz konusu haberde ayrıca, Kansas'tan sonra ABD'nin Michigan ve Pennsylvania gibi eyaletlerinde de, evrim teorisinin okul müfredatlarından çıkarılması veya yaratılış ile birlikte anlatılması konusunun tartışıldığına yer veriliyor. Haberde belirtildiğine göre, Michigan'da Temsilciler Meclisi'nin dokuz üyesi, eyalet eğitim standartlarında, bilinçli tasarım teorisinin evrim teorisi ile eşit şartlarda anlatılacağı şekilde değişiklik yapılmasını önerdiler. Pennsylvania eyaletinde ise,yetkililer hayatın kökeni ve gelişimiyle ilgili evrim dışında teorilerin öğretilmesine imkan tanıyacak eğitim standartlarını benimsemeye çok yakınlaşmış durumdalar.
Bilinçli tasarım teorisi, bilim dünyasında giderek daha çok taraftar buluyor. Örneğin Washington Üniversitesi'nde astronom olan Dr. Guillermo Gonzalez "Bilinç tasarım önderlerinin bilimsel çalışma ve diyalog düzeyinden çok etkilendim. Teoridaha fazla araştırmayı hak ediyor." diyerek teoriye olan ilgisini ifade edenlerden. Yazıda da ifade edildiğine göre, bilinçli tasarımı savunan bilim adamları oldukça fazla sayıda. Ancak, kariyer endişesi veya bilimsel çevreden soyutlanma korkusu ile birçoğu kendilerini deşifre etmiyorlar. Nitekim bunun birçok örneği bulunmakta. Örneğin bilinçli tasarımın önde gelen savunucularından William Dembski, Baylor'da bu konuda çalışmalar yapan bir kürsünün başındaydı. Ancak, fakültedeki diğer öğretim görevlilerinden gelen şikayet ile Dembski görevinden alındı.
Sınıfında öğrencilerine, "Bu kompleks sistem nasıl oluşmuş olabilir? Tesadüfen mi, yoksa bilinçli bir tasarım sonucunda mı? Bunu düşünün!" dediği için görevinden alınan ve mahkemeye verilen lise biyoloji öğretmeni Roger DeHart ise bir başka örnek. Dembski ve DeHart'ın başlarına gelenler evrim teorisinin bilimsel bir teori olarak değil, bağnaz ve tutucu bir çevre tarafından ideolojik olarak savunulan bir inanç olduğunun açık bir delili. Fakat görünen o ki, bilinçli tasarım görüşü bilim dünyasında büyük bir hızla kabul görüyor.
Bilinçli tasarım ile ifade edilen en önemli gerçek, tüm doğayı "planlanmamış, amaçlanmamış bir rastlantılar yığını" olarak gören materyalist biyoloji anlayışının geçersiz olduğudur. Michael Behe, bu yeni anlayışın bilim dünyası tarafından kabullenilmesinin kolay olmadığını, ancak zaten hiçbir bilimsel devrimin kolay gerçekleşmediğini belirtiyor:
Hayatın üstün bir akıl tarafından tasarlanmış olduğu anlayışı, hayatı basit doğa kanunlarının bir sonucu olarak algılamaya alışkın bizlerde bir şok etkisi yaratmış durumda. Ama diğer yüzyıllar da benzer şokları yaşamışlardı ve şoklardan kaçmak için bir neden de yok.2
Son gelişmeler ise, bilim dünyasının bu gerçeği kabullenmek, yani tüm canlıları üstün güç sahibi Rabbimizin yarattığı gerçeğini kabul etmek üzere olduğunu gösteriyor. Kuşkusuz bu, son birkaç yüzyıldır insanlığa büyük zararlar vermiş materyalist dünya görüşünün de son bulması anlamına geliyor. Bilimdeki her yeni gelişme ile birlikte, insanlık artık Allah'ın üstün yaratışına şahit oluyor.
1- Michael Behe, Darwin's Black Box, New York, The Free Press, 1996
2- Michael Behe, Darwin's Black Box, New York, The Free Press, 1996, s. 252-53
|