Örneğin günümüz dünyasının büyük bir bölümü Hitler ve Stalin'i zıt kutuplara mensup zanneder. Bu, bir bakıma doğrudur, ancak diğer yandan birleştikleri önemli bir çizgi vardır. Her ikisi de zulmü sanat haline getirmiş ve milyonlarca insanı katletmişlerdir. Bunu yaparken her ikisi de Darwinizm'i önemli bir araç olarak kullanmışlardır. Paul G. Humber "Hitler's Evolution Versus Christian Resistance" adlı makalesinde Stalin ve Hitler arasındaki bu ortak noktaya işaret ederek şunları söyler:
Stalin kasıtlı olarak Darwin'i seçmiştir. Hitler ise güçlü olanın hayatta kalmasını dünyaya zorla kabul ettirmeye çalışmıştır.16
Faşist Almanya ile Komünist Rusya arasında felsefi açıdan çok büyük bir benzerlik vardır. Her iki totaliter rejim de Darwinizm'den destek bulmuştur. Evrim teorisini eleştiren dünyaca ünlü isimlerden biri olan Dr. Henry Morris, bu konuya şöyle değinir:
Evrimciliğin en acı meyveleri arasında; Karl Marx'ın (onu izleyen Engels, Lenin, Stalin, Mao..) ve Adolf Hitler'in (Nietzsche ve Haeckel'in fikirlerine dayanıyordu) öncülüğünü yaptığı, kelimelerle anlatılamayacak kadar zalim sistemler vardır. Hem Marx hem de Hitler'in kendi atalarıyla, arkadaşlarıyla ve varisleriyle birlikte kuramcı evrimci olmaları çok anlamlıdır. Kendi topluluklarını evrimci önermeler üzerine kurmaya çalışmışlardır. Evrimcilik -özellikle de Darwincilik şeklinde- bu iki beladan çok fazla sorumludur.17
Komünizm ve Terör
Bir kısım Marksistler bu yönünü inkar etseler de anarşi ve terör Marksizmin değişmez bir yöntemidir. Sovyet Rusya'nın kuruluş aşamalarında Lenin'in milyonlarca insanı öldürttüğü, yakın geçmişte Mao'nun Kızıl Çin'de muhaliflerini "100 Çiçek Açsın" kampanyası ile kıyıma tabi tuttuğu, Stalin'in yaptığı katliamlarla tarihe geçtiği, Kamboçya'nın Marksist lideri Pol Pot'un 9 milyonluk ülkenin üç milyonunu katlederek Hitler'in ününü bile geride bıraktığı tarihin bilinen gerçekleridir. Amerikalı siyaset bilimci Samuel Francis, bu konuda şu yorumu yapar:
Marx ve Engels, devrimin her zaman kuvvet zoruyla olacağını savunurlar. Devrimcilerin, hakim güce karşı şiddet kullanmak zorunda oldukları konusunda ısrarlıdırlar ve her zaman terörizme verdikleri desteği açıkça belirtmişlerdir.18
Terörün sistemli olarak kullanılması yönünde Lenin'in son derece açık ifadeleri vardır:
Propagandacılar her grubu basit bomba formülleriyle donatmalılar. Onlara işin mahiyeti hakkında açıklamalar yapmalı ve gerisini onlara bırakmalılar. Gruplar, derhal askeri eğitimlerine, operasyonlara katılarak başlamalılar. Bazıları bir casusun öldürülme işini veya bir polis karakolu basma görevini üstlenmeli. Bir kısmı ise banka soymalı.19
Biz politik öldürülmelere kesinlikle karşı değiliz... Sadece geniş halk kitleleriyle doğrudan bağlantılı olan bireysel terörist hareketler değer taşırlar.20
Bazı kimseler bizi zalimliğimiz sebebiyle ayıpladıkları zaman, bu kişilerin en basit Marksist prensipleri dahi nasıl unutabildiklerine hayret etmekteyiz.21
Rusya'daki Ekim devriminin Lenin'le birlikte en önemli lideri olan Trotsky ise tüm bu anlatılanları pekiştiren bir ifadesinde şöyle demiştir:
Fakat ihtilal, ihtilalci sınıftan emrindeki bütün yöntemlerle gayesine varmasını talep eder, -eğer gerekirse silahlı bir ayaklanma ile- eğer mecbur olursa terörizmle.22
Karl Marx ise başka bir ifadesinde şunları söylemiştir: "Ayaklanma savaş kadar bir savaştır." Marx silahlı ayaklanmayla ilgili bütün devrimlerin derslerini 'devrimci' siyasetin bugüne dek bilinen en büyük ustası olan Danton'un şu sözleriyle özetlemiştir: "Saldır, saldır, gene saldır."23
Anarşizm
Terör, Marksistler kadar, aşırı solun bir başka versiyonunu temsil eden anarşistler tarafından da savunulur. Anarşizm her türlü otorite, iktidar ve öncelikle devlete karşı çıkan bir siyasi felsefedir. Birey için hiçbir zorunluluk, yükümlülük, kural kabul etmez. Dini, ahlaki, hukuki tüm yasaları reddeder. Marksizm'le aynı felsefi temele dayanan, sadece bazı yöntemlerde ayrılan bu ideoloji, tüm diğer Darwinist temelli fikirler gibi teröre sempatiyle bakmaktadır. Anarşist teorisyenlerin yazılarında terörün gerekliliğini savunan sayısız ifade vardır. Örneğin anarşizmin kurucusu olarak kabul edilen Bakunin, 1869'da yayınlanan İhtilal Prensipleri adlı yapıtında şöyle demiştir:
Biz tahripten başka eylem tanımıyoruz. Bununla beraber bu eylemin kendini göstereceği şekillerin zehir, bıçak, ip v.s. gibi son derece çeşitli olacağını kabul ediyoruz... Ağlama ve figan takip edecek, 'toplum' korku ve vicdan azabı içinde olacaktır. Mamafih ihtilalciler mahvolmuşların ağlamalarına karşı kayıtsızlık gösterecekler ve hiçbir tavize girmeyeceklerdir. İhtilalcilerin metodu terörist sayılabilir, fakat bu onları vazgeçirmemelidir. Onların nihai gayesi ihtilali gerçekleştirmektir. Kötüyü yok etme sebebi kutsaldır; Rus toprağı kılıç ve ateşle temizlenecektir.
Bölücü Terörün Fikri Zemini
Bu noktaya kadar, komünizmin-ve onun bir versiyonu sayılabilecek olan anarşizmin-Darwin'in evrim teorisi ile olan ilişkisini ele aldık. Ayrıca bu ideolojilerin terörü ve şiddeti nasıl benimsediğini, bunları adeta meşru bir yöntem olarak kabul ettiğini belirttik. İlginç olan bu iki özelliğin, yani Darwinist düşüncenin ve terör yanlısı tavrın, birbiriyle ilişkili olmasıdır.
Gerçekten de Darwinizm, terörü meşru bir yöntem olarak gören ve savunan ideolojilere fikri bir zemin sağlar. Çünkü Darwinizm, şiddetin, çatışmanın, kanlı mücadelelerin doğa kanunlarına uygun bir "gelişme" yöntemi olduğunu savunmaktadır. Darwin, doğada kanlı bir yaşam mücadelesi olduğunu savunmuş, aynısının toplum içinde uygulanmasının da insanın evriminde ilerleme sağlayacağını öne sürmüştür. Yani bir toplumda kan dökülmesi, farklı gruplar arasında çatışmalar yaşanması, "devrimciler"le "tutucular"ın savaşmaları, Darwinizm'e göre iyi ve doğru bir şeydir.
Komünistler ve anarşistler ise, teröre olan bağlılıklarını Darwinizm'in bu felsefesi ile desteklemektedirler.
Bu konu ile ilgili çok yakınımızdan bir örnek verebiliriz: Bugün dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de komünist örgütlerin gerek propagandalarının ve gerekse örgüt içi eğitimlerinin önemli bir parçasını Darwinist eğitim programları teşkil etmektedir. Nitekim, ülkemizin doğusunda faaliyet gösteren bölücü örgüt, kamplarda, militanlarına aylarca Darwinizm eğitimi vermektedir.
Bu eğitimde, ellişer kişilik militan gruplarına büyük panolar üzerinde, evrendeki her olayın "tez-antitez-sentez" şeklinde ve "diyalektik" olarak adlandırılan sözde formüle göre geliştiği, bunların doğanın diyalektiği, canlıların diyalektiği, tarihin diyalektiği olarak üçe ayrıldığı anlatılmaktadır. Doğanın diyalektiği olarak doğadaki herşeyin evrimleştiği, canlıların diyalektiği olarak bütün canlıların birbirlerinden türediği, insanın maymundan geldiği ve tarihin diyalektiği olarak da toplumların komünist toplum düzenine doğru geliştiği ve bu süreç sonunda Komünist Kürt Devrimi'nin gerçekleştireceği safsataları militanlara aşılanmaktadır. Bundan sonraki safhada militanlara gerilla eğitimi verilmektedir.
Söz konusu gençler aldıkları Darwinist-materyalist eğitim sonucunda, toplum için son derece tehlikeli bireyler haline gelmektedirler. Bu eğitim neticesinde, Allah'ı, dinini, devletini, milli ve manevi değerlerini reddeden, insanları, kolaylıkla öldürülebilecek, vahşice katledilebilecek birer hayvan gibi gören insanlar ortaya çıkmaktadır.
Unutulmamalıdır ki, manevi değerleri reddeden, Allah'a ve ölümden sonra bir hesap günü olduğuna inanmayan kişiler, her türlü ahlaksızlığı ve zalimliği kolaylıkla yapabilirler. İşte bu yüzden yukarıda kendi ifadelerini verdiğimiz Marksist önderler ve onların izlerini takip eden kişiler, bebekleri, çocukları, gençleri, kadınları, yaşlıları, masum insanları rahatlıkla öldürebilmektedirler. Çünkü bu insanlar, felsefelerinin temelini dayandırdıkları Darwinist görüşler doğrultusunda, karşılarındaki insanların aslında birer hayvan olduklarını, onları herhangi bir böceği nasıl öldürüyorlarsa aynı kolaylıkla öldürebileceklerini düşünmektedirler.
Sonuç olarak, dünyadaki katliamların, hunharca işlenen cinayetlerin, insanlara uygulanan zulmün, terörün, bölücülüğün, din ve devlet düşmanlığının arkasında Darwinizm ve materyalizm eğitimi almış anarşistler bulunmaktadır. İşte bu yüzden Darwinizm'in gerçek yüzünün ortaya çıkarılması, genç beyinler bu safsatalarla yıkanmadan gerekli önlemlerin alınması, Türk Milleti'nin bekası açısından büyük önem taşıyan zaruri bir tedbirdir.
1- Karl Marx-Friedrich Engels, Seçme Yazışmalar 1, 1844-1869, 1.b., Sol Yayınları, Kasım 1995
2-. Karl Marx-Friedrich Engels, Seçme Yazışmalar 2, 1870 - 1895, 1.b., Sol Yayınları, Ekim 1996, Ankara, Çev. Yurdakul Fincancı
3- ConwayZirkle, Evolution, Marxian Bıology and the Social Scene, University of Pennsylvania Press, 1959, s. 527
4- Conway Zirkle, Evolution, Marxian Biology and the Social Scene, Philadelphia: The University of Pennsylvania Press, 1959, ss. 85-86
5- Tom Bethell, "Burning Darwin to Save Marx", Harper's Magazine, December 1978, ss. 31-38, 91-92
6- Friedrich Engels, Ütopik Sosyalizm-Bilimsel Sosyalizm, Sol Yayınları, 1990, s. 85
7- Marks-Engels, Seçme Yapıtlar 3, Sol Yayınları, s. 156
8- Friedrich Engels, Doğanın Diyalektiği, Sol Yayınları, 1996, s. 8
9- Henry Morris, The Long War Against God: The History and Impact of the Creation, Evolution, Conflict, 8.b., Michigan: Baker Book House, Mart 1996, s. 85
10- Alan Woods-Ted Grant, "Marxism and Darwinism", Reason in Revolt: Markxism and Modern Science, London:1993
11- K. Mehnert, Kampf um Mao's Erbe., Deutsche Verlags-Anstalt, 1977
12- Karl Marx Biyografi, Öncü Yayınevi, s. 368
13- Kent Hovind, The False Religion of Evolution, http://www.hsv.tis.net/....ke4vol/evolve/ndxng.html (bu kitap sadece internette yayınlanmıştır)
14- John N.Moore, The Impact of Evolution on the Socıal Sciences, Impact No. 52, www.icr.org/pubs/imp/imp-52.htm
15- "The Darwin Debate, Marxism Today", Theoretical and Discussion Journal of the Communist Party, London, Vol. 26, April 1982, ss. 20-22
16- Paul G.Humber, "Hitler's Evolution Versus Christian Resistance", Vital Articles on Science/Creation, www.icr.org/pubs/imp/imp-181.htm
17- Henry Morris, The Long War Against God: The History and Impact of the Creation, Evolution, Conflict, 8.b. Michigan: Baker Book House, Mart 1996, s. 419
18- Samuel T. Francis, Sovyet Strategy of Terror, s. 54
19- V. İ. Lenin, Collected Works, Moscow, Cilt 9 s. 346
20- V. İ. Lenin, Collected Works, Moscow, cilt 35, s. 238
21- Pravda Gazetesi, 26 Ekim 1918
22- Ann Arbor, Leon Troçki, Terörizm ve Komünizm, University of Michigan, 1963, s. 58
23- V.I. Lenin, Marks-Engels–Marksizm, Ankara: Sol Yayınları, Çev: Vahap Erdoğdu, 1976, s. 428
|