Bunun için ayetlerde bildirildiği üzere, sadece "Ol" emrini vermesi, yani dilemesi yeterlidir:
O, gökleri ve yeri hak olarak yaratandır. O'nun "Ol" dediği gün (herşey) oluverir, O'nun sözü haktır... (Enam Suresi, 73)
Onu istediğimizde herhangi bir şey için sözümüz, ona yalnızca "Ol" demekten ibarettir; o da hemen oluverir. (Nahl Suresi, 40)
Dirilten ve öldüren O'dur. Bir işin olmasına hükmetti mi, ona yalnızca: "Ol" der, o da hemen oluverir. (Mümin Suresi, 68)
Bu durumda inançlı kimselerin bu açık gerçeğe karşı zorlama izahlar getirmeleri, "Allah canlıları evrimle yaratmıştır", "yaratırken mutasyonları, doğal seleksiyonları, maymundan insana geçiş aşamalarını kullanmıştır" şeklinde tutarsız iddialarda bulunmaları büyük bir yanılgıdır.
YARATILIŞ BİR MUCİZEDİR
Bazı Müslümanların evrim fikrine itibar etmesinin kökeninde, Allah'ın dilediği anda dilediğini yaratma ve yok etme gücünü göz ardı etmelerinin önemli bir rolü vardır. Söz konusu Müslümanlar, doğa kanunlarının sabit ve değişmez olduğunu ve hiçbir olayın doğa kanunları dışında gerçekleşmeyeceğini varsayan "natüralist" dogmanın etkisi altında düşünmektedirler. Oysa bu çok büyük bir yanılgıdır. Çünkü "doğa kanunları" dediğimiz kavramlar, Allah'ın maddeyi belirli bir düzen içinde yaratmasından ve korumasından kaynaklanmaktadır. Bunlar maddenin bizzat kendisinden kaynaklanan özellikler değildir. Dolayısıyla bu kanunları Allah belirlediği gibi, dilediği zaman da bunları değiştirmeye güç yetirendir.
Rabbimiz dilediği zaman kullarına mucizeler gösterir. Örneğin Kehf Ehli'nin 300 yıldan fazla bir süre canlı kalması, doğa kanunlarının dışında kalan bir mucizedir. Allah'ın önce öldürüp sonra da dirilttiği insanlar da birer mucizedir. Her olay mucizeler de bizim doğa kanunu olarak adlandırdıklarımız da- Allah'ın yaratmasıyla gerçekleşmektedir. Burada anlaşılması gereken husus, Allah'ın Kendi yaratmış olduğu kanunlara asla tabi olmadığıdır. Allah dilerse, doğa kanunlarının tümünün zıttı fiiller meydana getirir. Bu, Allah için çok kolaydır.
 |
Evrim teorisine aldanmış olan bazı Müslümanlar, Darwinistlerin fikri temelini oluşturan natüralist dogmadan etkilenmiş oldukları için, canlıların ve insanın kökenini de yalnızca doğa kanunlarına göre açıklamaya çalışmaktadırlar. Allah'ın bu doğa kanunları ile sınırlanmış bir yaratılışla canlıları var ettiğini düşünmekte (Allah'ı tenzih ederiz), dolayısıyla mutasyon, doğal seleksiyon, türleşme gibi kavramları kullanarak bir türün diğerine dönüşmesi yoluyla yaratılış olduğunu zannetmektedirler. Oysaki bir Müslümanın böyle bir "natüralist" mantığa kapılması çok hatalı olur, çünkü Kuran'ın pek çok ayetinde bildirilmiş olan mucizeler, bu mantığın yanlış olduğunu açıkça göstermektedir.
Nitekim Kuran'da canlıların ve insanın yaratılışı konusundaki ayetlere baktığımızda, bu yaratılışların başıboş doğa kanunları içinde değil, mucizevi şekilde olduğunu açıkça görürüz. Allah canlıların yaratılışını şöyle açıklamaktadır:
Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimi iki ayağı üzerinde yürümekte, kimi de dört (ayağı) üzerinde yürümektedir. Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir. (Nur Suresi, 45)
Ayette karada yaşayan temel canlı grupları (sürüngenler, kuşlar ve memeliler) bildirilmekte ve bunları Allah'ın sudan yarattığı haber verilmektedir. Dikkat edilirse, bu canlı grupları evrim teorisinin öngördüğü gibi "birbirlerinden" değil, "sudan" yaratılmışlardır. Yani ortak bir malzemeyi Allah'ın şekillendirmesiyle ayrı ayrı var edilmişlerdir.
Bu ortak malzemenin su olduğu gerçeği, bugün bilimsel verilerle de açıkça ortadadır. Su, dünyadaki her canlının vücudunun en temel unsurudur. Memelilerde vücudun yaklaşık % 70'i sudur. Her canlı, vücudundaki su sayesinde hücre içi, hücreler arası ve dokular arası ulaşımı sağlar. Su olmadan canlılığın olamayacağı herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir.
İşin ilginç tarafı, bazı Müslümanların yukarıdaki ayeti yanlış yorumlayarak evrim teorisine uygun bir anlam vermeye çalışmalarıdır. Oysaki söz konusu "sudan yaratılma" gerçeğinin, evrim teorisiyle hiçbir ilişkisi olmadığı çok açıktır. Evrim teorisinin, "her canlının sudan çıkıp evrimleştiği" gibi bir iddiası yoktur ki, böyle bir ilişki kurulsun. Aksine teori, canlı türlerinin birbirlerinden türediklerini ileri sürmektedir ki, bu iddia her farklı canlı grubunun sudan yaratılmış (yani ayrı ayrı yaratılmış) olduğu gerçeğiyle tamamen çelişkili bir iddiadır.
KURAN'DA DOĞAL SELEKSİYONA İŞARET EDİLDİĞİ YANILGISI
Bilindiği gibi evrim teorisinin en temel iddialarından biri doğal seleksiyonun evrimleştirici bir gücü olduğu yalanıdır. Kitabın önceki bölümlerinde de vurguladığımız gibi doğal seleksiyon, doğada güçlü olanların ayakta kalıp, güçsüz ve zayıf olanların zaman içinde eleneceği bir sistemin olduğunu savunan evrimci bir yanılgıdır.
Günümüz bilim seviyesinde, doğal seleksiyonun evrimleştirici bir gücünün olmadığı, yani bu mekanizmanın türlerin gelişimini ve yeni türlerin oluşumunu sağlayamayacağı ortaya çıkmıştır. Ancak Darwinistlerin materyalist kaygılarla görmezlikten geldikleri bu bilimsel gerçekler, evrimsel yaratılış aldatmacasını savunan bazı Müslümanlar tarafından da göz ardı edilmektedir. Bazı Müslüman çevreler de bu dogmatik Darwinist görüşü savunmakta, hatta son derece zorlama yorumlarla Kuran'dan bu konuya kendilerince delil getirmeye çalışmaktadırlar. Bu kişilerin delil olarak gösterdikleri bir ayet şu şekildedir:
Rabbin, dilediğini yaratır ve seçer; seçim onlara ait değildir. Allah, onların ortak koştuklarından münezzehtir, Yücedir. (Kasas Suresi, 68)
Bu ayette Allah'ın hidayet vereceği insanları ve elçi tayin edeceği peygamberlerini yine Allah'ın seçeceği açıklanmaktadır. Ayette, evrimsel bir doğal seçilime işaret olduğunu iddia etmek, son derece hatalı bir yorum olur.
İslam alimleri de bu ayetleri ittifakla yukarıda belirttiğimiz şekilde yorumlamaktadırlar. Örneğin İmam Taberi ayeti şu şekilde tefsir etmektedir:
"Rabbin kullarından dilediğini yaratır ve onlardan dilediğini de iman ve hidayete erdirmek üzere seçer. Onlar için seçim hakkı yoktur. Onlar için diledikleri işi yapma seçeneği yoktur..." 1
Büyük müfessir Ömer Nasuhi Bilmen ise bu ayeti şu şekilde açıklar:
"Bu mübarek ayetlerde Allah Teala Hazretleri'nin halikiyetini, dilediğini iltizam ve ihtiyar edeceğini (seçeceğini), ilm ve kudretini, vahdaniyet-i subhaniyesini, hamd ve senaya istihkakını, hükm-i ilahisini ve huzur-i manevisine bütün kullarının celbedileceklerini beyan buyurmaktadır. Şöyle ki: Hiçbir kimse, o Halik-i Hakim'in bir şeyi ihtiyar ve iltizam buyurmasına mani olamaz. O kulların ihtiyarları bizzat müessir değildir. Allah Teala onların ihtiyar ve iltizam edecekleri şeyleri yaratmaya haşa mecbur değildir... Cenab-ı Hak, peygamberlerini kendilerine gönderilen kimselerin rey ve ihtiyarlarına göre göndermez, ancak kendi ihtiyari ilahisine göre gönderir. Hayır ve selahın ne suretle, ne vasıta ile tecelli edeceğini ancak o Halik-i Kerim bilir. Hiçbir şey, O Halik-i Azim'e şerik olamaz ve onun ihtiyarı ezelisine muhalif bir şeyi vücude getiremez ve hiçbir kimsenin ihtiyarı, o mabudi kadimin pek yüce olan iradesine, ihtiyarına müzahim, muhalif bulunamaz. 2
Elmalılı Hamdi Yazır ise aynı ayeti şu şekilde tefsir eder:
"Rabbin neyi dilerse yaratır ve seçer. Yani dilediğini yaratır ve yarattıklarından dilediğini de seçer beğenir. Peygamberlik, şefaat gibi yüksek işlere getirir. Onların seçme hakkı yoktur. Bundan dolayı onların Allah'tan başka ortaklar ve şefaatçiler seçmeye ve tayine hakları yoktur. Sermedi, aralıksız, devamlı, demektir." 3
Bazı müslümanların doğal seleksiyon konusuna kendilerince Kuran'dan dayanak gösterdikleri ikinci ayet Fatır Suresi'nin 1. ayetidir. Ayette şu şekilde buyurulmaktadır:
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, ikişer, üçer ve dörder kanatlı melekleri elçiler kılan Allah'ındır; O, yaratmada dilediğini arttırır. Şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir. (Fatır Suresi, 1)
Evrim yanılgısına inanan bazı Müslümanlar ayette geçenaltı çizili ifadeyi de sözde evrimsel gelişime bir delil olarak göstermektedirler. Oysa bu ayetteki ifadeden böyle bir anlam çıkarılması Kuran ahlakına uygun olmadığı gibi, akıl ve mantık ile de çelişmektedir. Çünkü ayette meleklerin özel yaratılışı anlatılmaktadır. Nitekim İmam Taberi, tefsirinde bu ifadeyi "Dilediği meleğin kanat sayısını dilediği miktarda fazlalaştırır. Bu fazlalaştırmayı bütün mahlukatında da yapabilir. Yaratma ve emir O'na aittir" şeklinde yorumlamaktadır. 4 Ömer Nasuhi Bilmen de bu ayeti İmam Taberi ile aynı şekilde açıklamakta ve "O öyle bir Haalık-ı Kerimdir ki, melekleri daha nice kanatlara, kuvvetlere sahip kılar"5 demektedir.
1- İmam Taberi, Taberi Tefsiri, 4.Cilt, s.1701
2- Ömer Nasuhi Bilmen, Kuran'ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri, 5. cilt, s. 2622
3- Elmalılı Hamdi Yazır, http:// www.kuranikerim.com/telmalili /kasas.htm
4- İmam Taberi, Taberi Tefsiri, 4.Cilt, s. 1877
5- Ömer Nasuhi Bilmen, Kuran'ı Kerim'in Türkçe Meali Alisi ve Tefsiri, 6. cilt, s. 2882 Philip E. Johnson. Darwin
|